Türkiye Cumhuriyeti Anayasası · 2709 sayılı Kanun
T.C. Anayasası Madde 19 — Kişi hürriyeti ve güvenliği
Kişi özgürlüğü yalnız sayılan kanuni hâllerde kısıtlanabilir; yakalama, tutuklama ve yargısal denetim anayasal güvencelere tabidir.
T.C. Anayasası Madde 19 açıklaması
Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Cezaların ve güvenlik tedbirlerinin infazı, kanuni yükümlülükler, küçüklerin gözetimi, maddede sayılan tedavi ve ıslah tedbirleri, ülkeye giriş, sınır dışı veya geri verme gibi belirtilen durumlar dışında özgürlükten yoksun bırakılamaz. Tutuklama kuvvetli suç belirtisi, kanuni zorunluluk ve hâkim kararı gerektirir; kararsız yakalama suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerle sınırlıdır.
Yakalama ve tutuklama sebepleri ile iddialar bildirilir; yakınlara derhâl haber verilir. En yakın mahkemeye gönderilme süresi dışında hâkim önüne çıkarma sınırı 48 saat, toplu suçlarda dört gündür. Süreler savaş ve olağanüstü hâlde uzatılabilir; sınırlar sonrasında hâkim kararı olmadan tutma sürdürülemez.
Tutuklu makul sürede yargılanmayı ve serbest bırakılmayı isteyebilir; bırakılma güvenceye bağlanabilir. Her özgürlük kısıtlaması için hızlı yargısal denetim ve aykırılıkta derhâl bırakılma istemi mümkündür. Bu esaslara aykırı işlemlerden doğan zararlar genel tazminat ilkelerine göre Devletçe karşılanır.
T.C. Anayasası Madde 19 resmî metni
Kişi hürriyeti ve güvenliği
Madde 19 – Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Şekil ve şartları kanunda gösterilen: Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir. Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hakim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir. (Değişik birinci cümle: 3/10/2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal (…) ve savaş hallerinde uzatılabilir. (Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir. Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir. Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. (Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.
